#Hasankeyf Hasankeyf’in Yeni Yüzü

Okuma Süresi: 2 dakika
3+

Son dönemde Salda Gölü ve Ayder Yaylası’nda yapılması planlanan veya yapılan değişimlerin ardından Hasankeyf’te yapılan değişim ve yaratılan yeni Hasankeyf’in oluşumu hemen hemen tamamlanmış vaziyette. Bunun nezdinde Hasankeyf tarihine ve restorasyon kavramına bir göz atmak istedik.

Hasankeyf Nedir?

Hasankeyf tıpkı Göbeklitepe gibi tarihin tozlu raflarına eşlik eden yaklaşık 12.000 yıllık bir geçmişe sahip olan milli mirasımızdır. Batman’a bağlı olan ve iki yakasını Dicle’nin ayırdığı tarihi bölge 1981’de doğal koruma alanı olarak ilan edilmiştir.

Tarihçesine baktığımızda ise Roma, Sasaniler, Bizans, Emeviler, Abbasiler ve Artuklular gibi birçok devletin himayesinde bulunduğunu görmekteyiz. Kalkerli yapıya sahip olan Hasankeyf isminin de kökeninde bulunduğu gibi kayalarıyla ve mağaralarıyla uzun yıllar kale kasabası oluşum tipinde hüküm sürmüştür. Artuklular döneminden sonra şehir statüsüne geçmiş fakat onu takip eden 14.yüzyılda yaşanan çeşitli olaylar ve yorucu tahrip ve yağma serüvenlerinden büyük hasarla çıkmış ve eski şanına bir türlü kavuşamamıştır.

Su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Hasankeyf için kurtarma çabaları yapılması düşünülmüş ve bunun tarihe sadık kalarak hayata geçirilmesi planlamıştır. Bahsedilen bu hususlar doğal olarak kamuoyu çevresinde ‘restorasyon’ tabirinin tekrar gündeme gelmesini sağlamıştır.

Tanımını siz okuyucularımıza sunacak ve yorumunuza açık bir şekilde bırakacağız. Okuduğunuz için teşekkürler.

Hasankeyf’in eski yüzü

Restorasyon nedir?

Paris’te modern anlamda ilk restoran olan M. Boulanger lokantasında 1765 yılında kamuoyuna sunulan yemekler için kullanılan reklam sözünden alay yoluyla üretilen restorasyon kelimesi zaman içinde anlamını değiştirmiştir. Fransızca restaurer ”yenileme,onarma” fiilinden türeyen bu kelime restaurāre “(yıkılmış bir şeyi) yeniden ayağa kaldırmak” haline gelerek Fransızca – Latince işbirliğinde son halini almıştır. Eserlerin zamanla eskimesi onu yeniliğe muhtaç hale getirebilir. Bundan dolayı çeşitli mimari çalışmalarla adeta sadece yapıyı değil yapının ruhunu da eski haline zarar vermeden canlandırma amacı taşır.

3+

2 Comments

  1. TCMA

    Eline sağlık Sezer. Çok düzgün bir yazı yazmış olmakla kalmayıp, çok önemli bir hatırlatmada da bulunmuşsun. Daha fazlasını bekliyoruz…

    1+

Bir cevap yazın